Bakanlar boşuna
Balkonlara
Balkanlara
Gözlerimin içinde aynı uyku.
Archive for Haziran, 2005
Aynı uyku
Nar çiçeğini görünce ben
Nar çiçeğini görünce ben
Çocuk olurum anne
Kuş olurum, kuşların dili olurum
Ama en önemlisi
Âşık olurum anne.
Neden?
Neden şu siyahlı beyazlı inek bağlanmış otluyor?
Neden çobanın elinde bir de sopa var?
Neden kalbim çarpıyor böyle benden sorgusuz?
Neden bunca neden?
Sarı zarfın içi elma çiçeği
Çocukluğuma dönüyorum şimdi
Asıl memleketime
Sarı zarfı açarak…
Ankebut
büyümede estetik olsaydı
kırılmazdı tüylerinin ucu böyle
haksız mıyım örümcek?
Önce, katıksız apaçıklık, gurbet türküsü
Ali Ömer Akbulut Çalışması.
Artık kar yağar mı?
Hani bana yağacak demiştin?
Gün doğmadan beyler paşalar değişir demiştin..
Kar yağar mı anne?
Kar diyorum, artık yağar mı?
Tutarsız martı veya bir nevi türbülasyon
(bu ne çeşit beddua içimin sayın ombudsmanı! zira karıncalaştı beynimin şarapla yıkanası kuytusu. hazır parantezdeyken şarap bahsinde bir lafım var ki şudur:?? elin değmişken kapat şu parantezi)
Sıkı bir yumruğa ne dersiniz
Sözünü ettiğimiz Türk şairlerinde yapıları gereği, bütünleşmeden, belli noktalardan yakalanan şiir, Zarifoğlu’nda hayatın her noktasında yakalanıyor ve yekpare bir bütün çıkıyordu ortaya. Bu yüzden varoluşun her boyutuyla örtüşüyordu şiiri. Hayatla birlikte akışın ritmini tutturmuştu birkez: “Tanıkol / Yer sahibi gök sahibi / aktığımıza / içimize koyduğun sesle ”.
“Söyledin: Geniş vuruyor yüreğin”
Cahit Zarifoğlu hakkında yazılanlara bakıldığında, o’nun şiir başlangıcı bir ‘zirve’ olarak belirlenir. Yani İşaret Çocukları bir zirvedir Zarifoğlu’nun şiir serüveninde… Şairin daha sonra yayınlanan şiir kitapları, bu ilk kitabının, değişik alanlarda genişleyen bir uzantısı gibidir.